e-ISSN 2147-2475
Respiratory Case Reports - Respir Case Rep: 2 (1)
Volume: 2  Issue: 1 - February 2013

COVER
1.Cover

Page I

EDITORIAL BOARD
2.Editorial Board

Page II

CASE REPORT
3.Lung Toxicity Due To Mesalamine
Ali İhsan Yıldız, Sibel Özkurt, Göksel Kıter, Zahide Alaçam, Belgin Erkan Aydoğan
doi: 10.5505/respircase.2013.43531  Pages 1 - 5
Mesalamin, inflamatuvar barsak hastalıkları tedavisinde kullanılan bir ilaç olup başka ilaçlar gibi interstisyel akciğer hastalığına sebep olabilmektedir. Ülseratif Kolit (ÜK) nedeni ile mesalamin tedavisi almakta olan 39 yaşında kadın hasta, öksürük, halsizlik, nefes darlığı yakınmaları ile başvurdu. Akciğer grafisi ve toraks bilgisayarlı tomografisinde bilateral yamalı konsolidasyonlar görüldü. Klinik ve radyolojik bulguların, ülseratif kolitin akciğer tutulumuna bağlı olabileceği veya mesalamine bağlı akciğer toksisitesi olabileceği düşünüldü ve mesalamin tedavisi kesildi. İzleminde, 10 gün sonraki akciğer grafisinin başvuru sırasındakine göre belirgin düzeldiği görüldü. Hastanın solunumsal şikâyetleri de geriledi. Sonuç olarak; inflamatuvar barsak hastalığının akciğer tutulumu yerine mesalamine bağlı akciğer toksisitesi düşünüldü.
Mesalamine, a widely used drug for inflammatory bowel disease, could cause pulmonary interstitial disease, like many other drugs. A 39-year-old woman with ulcerative colitis (UC) admitted with cough, dyspnea, and fatigue. Bilateral patchy alveolar infiltrations were seen on chest x-ray and tomography. Mesalamine was terminated, as the reaction was believed to be potentially caused by CU or due to the pulmonary toxicity of the drug. At the follow-up visit after 10 days, the initial infil-trations on chest radiograph improved. The patient's respiratory complaints had decreased significantly. As a result, mesalamine-induced lung toxicity was considered instead of lung involvement in patients with inflammatory bowel disease.

4.Etiology of Multiple Pulmonary Nodules: Mitral Stenosis
Funda Aksu, Alper Yurdasiper, Serdar Akyüz
doi: 10.5505/respircase.2013.08208  Pages 6 - 9
Sekiz yıl önce mitral kapak replasman operasyonu geçirmiş olan 36 yaşında erkek hasta göğüs ağrısı ile başvurdu. Fizik muayenesinde göğüs ön duvarda sternotomi skarı bölgesinde şişlik, kızarıklık ve hassasiyet dışında patoloji saptanmadı. Akciğer grafisinde bilateral nodüler dansiteler mevcuttu. Bilgisayarlı toraks tomografisinde mitral kapak düzeyinde kalsifikasyon ve her iki akciğerde dağınık yerleşimli, bazıları kalsifiye çok sayıda milimetrik nodüller saptandı. İleri tetkiklerde multipl pul-moner nodül etiyolojisini açıklayacak enfeksiyöz, granulomatöz ya da neoplastik bir patoloji sap-tanmadı ve nodüller öncelikle mitral stenoza sekonder düşünüldü. Göğüs ağrısının nedeni sternal tel batması olarak saptandı ve operasyonla tel eksize edildi. İlk başvurusundan 16 ay sonra hasta hemoptizi ve şiddetli göğüs ağrısı nedeni tekrar başvurdu. Kardiyak değerlendirme ile hemoptizi ve pulmoner nodüllerin mitral kapak replasmanı operasyonu sonrası inefektif warfarin kullanımına bağlı sol atriyum basıncında yükselmelerle seyreden pulmoner konjesyona bağlandı. Romatizmal kalp hastalıkları ülkemizde halen sık olarak görülmekte olup multipl pulmoner nodül etiyolojilerinde ayırıcı tanıda düşünülmelidir.
A 36-year-old male patient, with a history of mitral valve replacement (MVR) operation eight years prior, was admitted with chest pain. A physical examination revealed no pathologies except swelling, redness, and sensitivity on the site of the scar tissue of a sternotomy. Bilateral nodular densities were detected in the chest X-ray. Computed tomography of the thorax revealed calcification at the site of the mitral valve and randomly distributed, multiple millimetric pulmonary nodules, some of which were calcified. Underlying infectious, granulomatous, or neoplastic pathologies were not detected upon further evaluation, and the nodules were accepted as secondary to mitral valve stenosis. Chest pain was due to sternal wire sutures and was completely resolved after removal of the sutures. Patient was readmitted with hemoptysis and severe chest pain 16 months after the first admission. Cardiac evaluation revealed that hemoptysis and the pulmonary nodules were caused by pulmonary congestion together with increases in the left atrial pressure, due to ineffective warfarin treatment after the MVR operation. Rheumatic heart diseases should be a part of the differential diagnosis in researching the etiology of pulmonary nodules, as they continue to be encountered frequently in Turkey.

5.Anaphylaxis and Diffuse Alveolar Hemorrhage Following Bee Sting
Işıl Fatma Uzel, Metin Arslan, Özkan Demirhan
doi: 10.5505/respircase.2013.00710  Pages 10 - 13
Böcek sokmaları ve izleyen reaksiyonlar sık görülmekle beraber, hayatı tehdit eden sistemik reaksiyonlara nadiren yol açarlar. Diffüz alveoler hemoraji (DAH), pek çok sistemik hastalığın seyrinde ve nadir durumlarda ortaya çıkabilmektedir. Klinik olarak hemoptizi, anemi, akciğer grafisinde diffüz infiltrasyonlar ve hipoksemik solunum yetmezliği tablosu görülür. Radyolojik görünüm akciğer ödemi, ciddi infeksiyon veya üremi ile benzerlik taşır. Arı sokmasını izleyen yarım saat içinde anafilaktik şok ve diffüz alveoler hemoraji tablosu gözlenen 23 yaşındaki hastayı sunuyoruz.
Insect stings and subsequent reactions are com-mon occurrences, but life-threatening systemic reactions are quite rare. Diffuse alveolar hemor-rhage is a clinical entity seen in many different disease processes and includes hemoptysis, anemia, diffuse radiographic pulmonary infiltrates, and hypoxemic respiratory failure, which can be severe. Radiologic features may mimic cardiogenic pulmonary edema, severe infection or uremia. We describe a 23-year-old girl who developed symptoms of anaphylactic shock and diffuse alveolar hemorrhage within 30 minutes following a bee sting.

6.BOOP (Bronchiolitis Obliterans Organizing Pneumonia) and Renal Amyloidosis Secon-dary to Infected Cystic Bronchiectasis
Dilay Çimen, Mehmet Ekici, Emel Bulcun, Aydanur Ekici
doi: 10.5505/respircase.2013.19480  Pages 14 - 19
Amiloidoz, amiloid olarak adlandırılan özel bir proteinin vücuttaki değişik dokularda anormal biçimde depolanması sonucunda ortaya çıkan bir grup hastalıktır. Organize pnömoni, akciğer hastalıkları içinde ender görülen ama oldukça karakteristik kliniko-patolojik özellikleri olan bir tablodur. Olgumuz nefes darlığı, öksürük, balgam, yan ağrısı yakınması ile hastanemize başvurdu. Postero-anterior akciğer grafisinde sol parakardiak sınırda heterojenite, sol sinüs kapalı olarak izlendi. Yüksek çözünürlüklü bilgi-sayarlı tomografide sol akciğer üst lob apikoposterior segmentte ve sol akciğer alt lobda yaygın buzlu cam dansitesi zemininde retikülonodüler değişiklikler, yer yer konsolide alanlar, bronşektazik değişiklikler ve hacim kaybı saptandı. Olgunun proteinürisi olması üzerine renal amiloidoz açısından böbrek biyopsisi yapıldı. Patoloji sonucu renal amiloidozis ile uyumlu geldi. Fiberoptik bronkoskopide sol alt lob mukozasında beyaz plak alanından biyopsi yapıldı. Biopsi örneği “organize pnömoni” (interstisyel pnömoni ve interstisyel fibrozis) bulguları ile uyumlu geldi. Bu yazıda, kistik bronşektaziye bağlı gelişen renal tutulumu olan sekonder amiloidoz ve bronşiolitis obliterans organize pnömoni olgusu sunulmuştur.
Amyloidosis is group of conditions occurring as a result of abnormal storage of a specific protein, amyloid, in various tissues in the body. Organizing pneumonia, a rarely seen within lung diseases, but rather possessing a characteristic clinicopathologic features is a table. A case applied to our hospital with shortness of breath, cough, sputum, and chest pain. Heterogeneity at the left paracardiac borderline, by closing the left sinus, was observed in the posteroanterior chest x-ray. Reticulonodular changes on the basis of extensive ground-glass density, locally consolidated areas, changes in bronchiectasis, and a loss of volume in the apical-posterior segment of the upper and lower lobes of the left lung were determined by High-resolution computed tomography. Because of proteinuria, renal biopsy was performed on the basis of renal amyloidosis. The pathologic examination was consistent with renal amyloidosis. A biopsy was carried out by fiberoptic bronchoscopy in the lower left lobe mucosa from the area of white plaque. The biopsy specimen was compatible with "organized pneumonia” (interstitial pneumonia and interstitial fibrosis). Secondary amyloidosis and bronchiolitis obliterans organizing pneumonia with renal involvement, progressing due to infected cystic bronchiectasis, are presented in this study.

7.Corneal Opacity: A Rare Manifestation of Cystic Fibrosis
Sevgi Pekcan, Deniz Doğru Ersöz, Mehmet Köse, Güzin Cinel, Murat İrkeç, Ebru Yalçın, Uğur Özçelik, Nural Kiper
doi: 10.5505/respircase.2013.19483  Pages 20 - 22
Kistik fibrozisli hastaların takibinde A vitamini eksikliğine bağlı göz bulguları görülebilmektedir. Korneal opasite ve gelişme geriliği ile başvurarak kistik fibrosis tanısı alan 11 aylık bir çocuğu sunuyoruz. Korneal opasite bulgusu ile tanı alan literatürde bildirilen ilk kistik fibrosis vakasıdır ve erken yaşta bu hastalarda göz bulguları nadirdir.
Eye manifestations due to hypovitaminosis A was observed in the follow-up of patients with cystic fibrosis. Herein, we describe an 11-month-old infant with corneal opacity and growth retardation who was diagnosed as cystic fibrosis. To our knowledge, this is the first report in the literature of corneal opacity as a manifestation of cystic fibrosis. Furthermore, it is rare to encounter ophthalmic findings in cystic fibrosis at this age.

8.Fatal Dental Abscess: Descending Necrotising Mediastinitis
Atalay Şahin, Fatih Meteroglu, İsmet Rezani Toptanci, Tahir Şevval Eren, Canan Eren
doi: 10.5505/respircase.2013.58066  Pages 23 - 26
Mediastinit, mediastendeki hayati organların etrafında nadir görülen enfeksiyöz bir hastalıktır. Desendan nekrotizan mediastinite odontojenik, farengeal, servikal enfeksiyonlar, sternotomi veya tanı ve tedavi amaçlı girişimler sebeb olur. Zamanında tanı konulmaz ve uygun olarak tedavi edilmezse sonuç fatal olur. Tedavideki gecikme enfeksiyonun mediastene yayılmasına yol açar. Diş apsesinden muzdarip 17 yaşındaki kızda gelişen desendan nekrotizan mediastinit olgusunu sunuyoruz.
Mediastinitis is a rare infectious disease around the vital organs in the mediastinum. Descending necrotizing mediastinitis (DNM) is caused by odontogenic, pharyngeal, cervical infections, sternotomy or diagnostic and therapeutic instrumentation. Unless it is diagnosed in a timely manner and properly treated, the outcome is fatal. Delay in treatment leads to the spread of the infection down to the mediatinum. We present a case of DNM in 17-year-old girl suffering from a dental abscess.

9.Tuberculosis Case Presented with a Solid Mass Lesion in the Lung
Sinem Nedime Sökücü, Levent Dalar, Cengiz Özdemir, Songül Büyükkale, Ayşegül Akbaş, Sedat Altın
doi: 10.5505/respircase.2013.66376  Pages 27 - 31
Tüberküloz farklı radyolojik görünümlerle ortaya çıkabilen bir hastalıktır. Sık olmamakla birlikte kitle görünümünde akciğer tüberkülozu olguları literatürde mevcuttur. Kitle görünümü ile başvuran hastalarda tüberküloz tanısından emin olmak ve eşlik eden tümör tanısını kesin dışlamak bazen zor olmaktadır. Bu yazıda, kliniğimize akciğer grafisinde kitle görünümü ile başvuran, ailesinde akciğer kanseri öyküsü olan ve sigara içen (25 paket/yıl) 45 yaşında erkek hastada tanı ve takipte yaşanan güçlükler tartışıldı. Ülkemiz gibi her iki klinik durumun da sık görüldüğü toplumlarda ayırıcı tanının içerdiği güçlükler vurgulanmak istendi.
Tuberculosis can be presented with different radiological forms. Mass lesion with the diagnosis of pulmonary tuberculosis is not rare in literature. Sometimes it is challenging to be sure of the diagnosis of tuberculosis and excludes coexisting cancer in a patient presented with mass lesion. In this paper diagnostic difficulties and follow up of a 45 years old male patient with a family history of lung cancer and a smoking history (25 packs/years) who was presented with a mass lesion on his chest radiography is discussed with review of literature. We would like to emphasize the difficulties of differential diagnosis in communities in which both of the clinical situations were common.

10.A Case of Hydatid Cyst Mimicking Superior Sulcus Tumor: Intrathoracic, Extrapulmonary, Intraosseous Location
Fatih Meteroglu, Atalay Sahin, Sevval Eren
doi: 10.5505/respircase.2013.68077  Pages 32 - 34
Karaciğer ve akciğer dışında kist hidatik yerleşimi seyrektir. Kaburgaların kemik kısmı gibi nadir yerle-şimler, alışık olmayan semptomlara yol açabilir. Cerrahi öncesi doğru tanı önemli olup bazı vakalarda şaşırtıcı olabilir. Omuz ağrısı çeken genç bir erişkin hastada görülen birinci kosta ekinokokoz olgusu sunuldu. Akciğer grafisinde ve toraks bilgisayarlı tomografisinde superior sulkus tümörü şüphesi vardı. Lezyon rezeke edildi ve histopatolojik inceleme sonucu kist hidatik tanısı kondu.
Hydatid cysts are rarely located outside of the liver and lungs. Exceptional locations, such as the in-traosseous part of the rib can cause unusual symp-toms. An accurate preoperative diagnosis is im-portant, but may be confusing in some cases. The presented case here is an example of echinococcosis of the first rib in a young adult who complained of shoulder pain. Plain chest x-ray and computerized tomography scan were suggestive of a superior sulcus tumor. The lesion was resected and the histopathological examination confirmed hydatid disease.

11.Primary Pulmonary Leiomyosarcoma
Nurdan Şimşek Veske, Gülşah Günlüoğlu, Adalet Demir, Pelin Karadağ, Ekrem Cengiz Seyhan, Nur Ürer, Sedat Altın
doi: 10.5505/respircase.2013.35744  Pages 35 - 38
Leiomiyosarkom, sıklıkla uterus, retroperitoneum ve intraabdominal bölgeden kaynaklanan, düz has hücrelerinin tümörüdür. Trakeabronşiyal ağaçta düz kas hücrelerinin çokluğuna rağmen primer pulmoner kas tümörleri çok nadirdir. Kırk sekiz yaşında herhangi bir şikayeti olmayan erkek hasta, tesadüfen çekilen akciğer grafisinde lezyon saptanması nedeniyle merkezimize yönlendirilmişti. Bilgisayarlı Toraks tomografisinde sağ akciğer alt lobda 4x3 cm çaplı kitlesel lezyon izlendi. Fluorodeoksiglukoz (FDG) işaretli Bilgisayarlı Tomografi Entegrasyonlu Positron Emisyon Tomografi (PET/CT) taramada lezyonun düşük FDG tutulumu mevcuttu. Tanısal amaçlı tomografi rehberliğinde iğne aspirasyonları yapıldı. Histopatolojik tanıya ulaşılamayınca tanı ve tedavi amacıyla cerrahi planlandı. Video yardımlı toraks cerrahisi (VATS) ile alt lob wedge rezeksiyonu uygulanan hastanın postoperatif patoloji sonucu akciğerin primer leiomiyosarkomu olarak yorumlandı.
Leiomyosarcoma is a tumor of the smooth muscle cells which frequently originates in the uterus, retro-peritoneum, and within the abdomen. Although there are a large number of smooth muscle cells in the tracheobronchial tree, primary pulmonary muscle tumors rarely occur. A 48-year-old male patient with no symptoms was admitted to our department following the inadvertent detection of a lesion in his chest x-ray. Through thoracic computerized tomography, a 4x3 cm diameter mass lesion was located in the lower right lobe. In the positron emission tomography-computed tomography (PET/CT) scan with a fluorodeoxyglucose (FDG) tracer, low FDG uptake was observed in the lesion. Computer tomography-guided needle aspirations were carried out. In the absence of a histopathological diagnosis, surgery was planned for diagnosis and treatment. A lower lobe wedge resection was completed using video-assisted thoracic surgery (VATS). A diagnosis of primary pulmonary leiomyosarcoma was made based on postoperative pathology results.

12.Delayed Diagnosis in a Patient with Bronchiectasis: Swyer-James-MacLeod Syndrome
Dilay Ahat Çimen, Aydanur Ekici, Emel Bulcun, Mehmet Ekici
doi: 10.5505/respircase.2013.14622  Pages 39 - 43
Swyer-James/Mac Leod Sendromu (SJMS) pulmoner arter hipoplazisine bağlı unilateral hiperlüsent akciğer görünümü ve bronşektazi ile karakterize nadir görülen bir hastalıktır. Çocukluk çağında geçirilen viral bronşiolit ve pnömoniler sonrası akkiz olarak geliştiği düşünülmektedir. Kırk sekiz yaşında kadın hasta, nefes darlığı, öksürük, balgam çıkarma yakınmalarıyla başvurdu. Öyküsünden bu şikayetlerinin çocukluk yaşlarından beri tekrarladığı, 10 yıl öncesine kadar kronik bronşit, son 10 yıldır da bronşektazi ve küçük hava yolu hastalığı tanılarıyla takip ve tedavi edildiği öğrenildi. Fizik muayenesinde; solunum seslerinin şiddeti sağ alt bölgede sola göre azalmış, bilateral orta ve alt bölgede ve anteriorda kaba ralleri mevcuttu. Akciğer grafisinde; sol akciğerde hacim kaybı, radyolusensi artışı ve alt zonda bronşektazik alanlar izlendi. Bilgisayarlı tomografide; sol pulmoner arter ve dallarının kalibrasyonu sağa kıyasla belirgin azalmıştı. SJMS çocukluk ve genç erişkin dönemde teşhis edilen bir hastalık olmasına karşın, olgumuzda 48 yaşına kadar solunum şikayetleri tanımlaması nedeniyle birçok kez tetkikler yapılmasına rağmen tanı konulmamıştır. Tek taraflı hiperlüsent akciğer görünümü saptandığında bu sendromun ayırıcı tanıda düşünülmesi gerektiğini vurgulamak için sunuyoruz.
Swyer-James/MacLeod syndrome (SJMS) is a rare disease, characterized by unilateral hyperlucent lung due to hypoplasia of the pulmonary artery and bronchiectasis. Illnesses such as viral bronchiolitis and pneumonia in childhood are thought to be an acquired form. A 48-year-old woman applied to the hospital with symptoms including shortness of breath, sputum, and cough. Her medical history revealed that these symptoms had been relapsing since her childhood. She had been diagnosed and monitored for chronic bronchitis and bronchiectasis for the past 10 years. A physical examination revealed that the respiratory sounds of the lower left lobe decreased more than the right side, and revealed coarse crackles in the both middle, anterior, and inferior hemithorax. Chest radiography showed a loss of volume of the left lung, hiperlucency, and areas of bronchiectasis in the lower left lobe. Computed tomography showed that calibration of left pulmonary artery and its branches significantly decreased compared to the right side. We present our case simply because the majority of SJMS cases are diagnosed in childhood and young adulthood; however, our patient was examined several times with the same symptoms and not diagnosed until the age of 48. This syndrome should be considered in the differential diagnosis of patients who have hyperlucent lung.

13.Scimitar Syndrome Associated with Agenesis of Right Pulmonary Artery
Dilaver Taş, Oğuzhan Okutan, Tuncer Özkısa, Ömer Ayten, Ersin Demirer, Turgut Öztutgan
doi: 10.5505/respircase.2013.96268  Pages 44 - 47
Scimitar sendromu, nadir bir hastalıktır ve hipogenetik akciğer sendromu olarak da bilinir. Sendrom sağ pulmoner venin, vena kava inferiora drenajı ile karakterizedir. Burada sağ pulmoner arter agenezisinin eşlik ettiği Scimitar sendromu sunuldu. Yirmi bir yaşında erkek hasta nefes darlığı, öksürük, balgam çıkarma şikayetleri ile başvurdu. Akciğer grafisinde sağ akciğerde volüm kaybı, kalp ve mediastende sağa doğru yer değiştirme izlendi. Bronkoskopik incelemede ve toraks BT’de orta lob bronşu izlenmedi. Toraks BT anjiografi görüntülerinde sağ akciğer alt loba ait venin sağ hepatik vene drene olduğu ve sağ pulmoner arter çapında azalma izlendi. Akciğer perfüzyon sintigrafisinde sağ akciğerde total perfüzyon kaybı izlendi. Scimitar sendromlu hastalarda akciğer grafisinde scimitar (pala) işaretinin olması karakteristiktir. Ancak bu işaret her zaman görülmeyebilir. Akciğer grafisinde volüm kaybı ve mediastinal şifti olan genç hastalarda diğer hastalıkların yanında Scimitar Sendromu da akla gelmelidir.
Scimitar syndrome is a very rare disorder and also known as hypogenetic lung syndrome. The syndrome is characterized with anomalous connection of the pulmonary vein with the vena cava inferior. In this text, scimitar syndrome associated with pulmonary artery hypoplasia is presented. A 21-year-old male patient with complaints of cough, shortness of breath and sputum was admitted. Chest X-ray revealed volume loss of right lung and shift to the right of heart and mediastinum. The middle lobe wasn’t observed in bronchoscopy and thorax CT. Thoracic CT angi-ography images revealed that vein of right lung lower lobe drains right hepatic vein and right pulmonary artery diameter is reduced. Lung perfusion scintigraphy revealed total loss of perfusion of right lung. Scimitar sign on chest X ray is characteristics for scimitar syndrome. However, this sign cannot be seen in some patients. If there is volume loss of right lung and shift to the right of heart and mediastinum, scimitar syndrome should be considered in addition to other diseases.

LookUs & Online Makale