e-ISSN 2147-2475
Cilt : 14 Sayı : 2 Yıl : 2025

Hızlı Arama




RESPIRATORY CASE REPORTS - Respir Case Rep: 14 (2)
Cilt: 14  Sayı: 2 - Haziran 2025
OLGU SUNUMU
1. 
Granülomatöz Polianjitis Tanısı Alan İki Olgu: Tüberküloz ile Ortak Özellikler ve Ayırıcı Tanı
Two Cases of Granulomatosis with Polyangiitis: Common Features with Tuberculosis and Differential Diagnosis
Zübeyde Gülce, Gülistan Karadeniz, Fatma Demirci Üçsular, Onur Karaman
doi: 10.5505/respircase.2025.74317  Sayfalar 38 - 42
Granülomatöz polianjiitis, böbrekleri, alt ve üst solunum yollarını etkileyen, patolojik olarak nekrotizan granülomatöz inflamasyonla seyreden bir vaskülittir. Hastalar, halsizlik, ateş, kilo kaybı ve hemoptizi gibi nonspesifik semptomlarla başvurur. Tanı kriterleri arasında, radyolojik, patolojik ve laboratuvar incelemeler yer almaktadır. Akciğer tutulumu genellikle bilateral nodüller olarak karşımıza çıkar. Bunun yanında kaviter lezyonlar ve pulmoner infiltrasyonlar da görülebilmektedir. Tüberküloz ve Granülomatöz polianjiitis klinik bulgular, akciğer görüntülemeleri, immünopatolojik olarak ortak özelliklere sahiptir. Tüberküloz insidansının yüksek olduğu ülkemizde nekrotizan granülomatöz inflamasyon ilk olarak tüberküloz lehine değerlendirilmektedir. Granülomatozis polianjiitis ve tüberküloz arasında dikkatli bir ayırıcı tanıya ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekmek için burada, nodüler akciğer hastalığı olan iki olgu sunuyoruz.

2. 
Nadir Görülen Ters Halo İşareti ile Ortaya Çıkan Mikroskopik Polianjitis: Olgu Sunumu
Microscopic Polyangiitis Presenting with Uncommon Reversed Halo Sign: A Case Report
Shengquan Wei, Huixia Wang, Gen Li, Tiantian Lv, Ruzhen Jia
doi: 10.5505/respircase.2025.92678  Sayfalar 43 - 46
Bu olgu sunumu, akciğer bilgisayarlı tomografisinde ilk olarak ters halo belirisi ile özdeşleşen, mikroskopik poliyanjitis (MPA)'nin nadir bir manifestasyonunu sunmaktadır. Sensorineural işitme kaybı geçmişi olan 49 yaşındaki bir kadın hasta, ilerleyici solunum sistemi semptomları nedeniyle kabul edildi. Akciğer tomografisi, laboratuvar testleri ve böbrek biopsisi dahil kapsamlı klinik tetkikler, MPA tanısını doğruladı. Glukokortikoidler ve siklofosfamid ile hedeflenmiş tedavi, akciğer lezyonlarındaki önemli bir iyileşmeye neden oldu. Bu yazı, klinisyenlerin MPA'nın atipik sunumuna olan duyarlılığını arttırmak ve potansiyel tanı zorluklarını azaltmak amacıyla hazırlanmıştır.

3. 
Sjögren Sendromlu Olguda Multiple Pulmoner Nodüller: Ekstranodal Marjinal Zon Lenfo-ma ve Amiloidozis: Olgu Sunumu
Multiple Pulmonary Nodules in a Patient with Sjögren's Syndrome: Extranodal Marginal Zone Lymphoma and Amyloidosis: A Case Report
Kübra Taşkaraca Karabacak, Nevin Taci Hoca, Nilgün Yılmaz Demirci, Gunel Jeyranova, Ayşe Nur Demirci, Ali Celik, Ahmet Selim Yurdakul
doi: 10.5505/respircase.2025.48751  Sayfalar 47 - 50
Sjögren sendromu, ekzokrin bezleri etkileyen, sistemik tutulumla karakterize kronik otoimmün hastalıktır. Akciğer tutulumu genellikle asemptomatik olsa da, interstisyel akciğer hastalığı, hava yolu anormallikleri veya nadiren de pulmoner amiloidoz ve lenfoma gibi durumlarla ortaya çıkabilir. Sjögren sendromu tanılı 69 yaşındaki kadın hasta, plevral göğüs ağrısı ve kilo kaybı şikayetleriyle başvurdu. Görüntülemede çok sayıda pulmoner nodül ve buzlu cam opasiteleri tespit edildi. Daha önce parotidektomi sonra ekstranodal marjinal zon B hücreli lenfoma tanısı alan hastada nodul özellikleri malignite açısından yüksek riskli bulundu. PET-BT bulguları ve multidisipliner değerlendirme sonrası cerrahi biyopsi kararı alındı. Segmentektomi sonrası patoloji sonucu, ekstranodal marjinal zon B hücreli lenfoma ve yaygın AL amiloidoz olarak sonuçlandı. Hastaya kemoterapi planlandı. Bu olgu, Sjögren sendromlu hastalarda akciğer tutulumunun sessiz seyredebileceğini, akciğer bulgularının dikkatle izlenmesi gerektiğini ve malignite gelişme riskinin yüksek olduğunu göstermektedir. Multidisipliner yaklaşımın hastanın tedavisinde sağladığı faydalar, bu tür karmaşık olguların yönetiminde kritik bir rol oynamaktadır.

4. 
Kriptojenik Organize Pnömoni: Multipl Pulmoner Nodüller ile Akciğer Metastazını Taklit Eden Nadir Bir Olgu
Unusual Presentation of Cryptogenic Organizing Pneumonia with Multiple Pulmonary Nodules Resembling Pulmonary Metastases: A Case Report
Demet Polat Yuluğ, Eylem Sercan Ozgur, Sibel Naycı, Tuba Kara, Feramuz Demir Apaydın, Pelin Ozcan Kara
doi: 10.5505/respircase.2025.54289  Sayfalar 51 - 54
Kriptojenik Organize Pnömoni (COP) genellikle akciğerlerdeki terminal bronşiyoller, alveoler kanallar ve alveollerde granülasyon dokusu proliferasyonunun görüldüğü, radyolojik olarak subplevral bölgelerde yerleşen çok sayıda konsolidasyon alanı ve buzlu cam opasiteleri ile karakterize edilen, çoğunlukla etyolojisi bilinmeyen bir hastalıktır. Kırk yedi yaşında erkek hasta, geçmeyen öksürük şikayetiyle polikliniğe başvurdu. Toraks bilgisayarlı tomografide, bilateral çoğunlukla üst loblarda yerleşen, en büyüğü 20 mm boyutunda, bazıları buzlu cam dansitesinde multipl pulmoner nodüller saptandı. Pozitron emisyon tomografisi/bilgisayarlı tomografide, mediastinal patolojik FDG tutulumunu göstermeyen birkaç küçük lenf nodu mevcuttu. Bilateral akciğer parankiminde hafif artmış FDG tutulumu olan (erken SUV max: 2.18, geç SUV max: 3.14) çok sayıda nodül gözlendi. Histopatolojik analiz, kriptojenik organize pnömoni tanısı olarak sonuçlandı. Radyolojik ve pozitron emisyon tomografisi görüntüleme özellikleri akciğer metastazını taklit eden bu olgu ışığında bilateral multipl pulmoner nodüllerin ayırıcı tanısında kriptojenik organize pnömoninin de göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulamak istiyoruz.

5. 
Tromboz ile Mücadele Eden Aspergillozis Olgusu: İmmünokompetan bir Hastada Zorlu Tanı ve Tedavi Süreci
A Case of Aspergillosis Battling Thrombosis: Challenging Diagnosis and Treatment in an Immunocompetent Patient
Nilüfer Yiğit, Hilal Argüner, Elifsu Özdil, Erhan Uğurlu
doi: 10.5505/respircase.2025.48208  Sayfalar 55 - 59
İnvaziv pulmoner aspergilloz (İPA), genellikle immünkompromize bireylerde görülen ve yüksek mortalite oranlarıyla ilişkilendirilen bir enfeksiyondur. Ancak nadiren immünkompetan bireylerde de ortaya çıkabilir. Bu olguda, astım öyküsü olan 47 yaşındaki erkek hasta ateş, öksürük ve balgam şikayetleri ile başvurdu. Başlangıçta hastane kaynaklı pnömoni tanısı konularak tedavi başlandı; ancak semptomları devam etti. Yapılan ileri tetkiklerde Aspergillus türleri tespit edilerek invaziv aspergilloz tanısı konuldu. Radyolojik incelemelerde sol üst lobda bir lezyon saptandı ve tanı transtorasik iğne biyopsisi ile doğrulandı. Hastaya intravenöz vorikonazol tedavisi başlandı, ancak sağ sefalik vende tromboz gelişti. Enoksaparin ile antikoagülan tedavi eklendi; ancak tromboz tedavisini kanama riski ile dengelemek önemli bir zorluk oluşturdu. İPA hastalarında tromboza yatkınlık ve tedavi sürecinde karşılaşılan zorluklar, terapötik kararlar alınırken dikkatli olunması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu olgu, immünkompetan bireylerde dahi aspergillozun göz önünde bulundurulması gerektiğini göstermekte ve invaziv aspergilloz olgularında tromboz tedavisi ile kanama riski arasındaki dengenin sağlanmasının kritik bir önemi olduğunu ortaya koymaktadır.

6. 
Krizotinib Kullanımına Sekonder Lenfositik Plevral Efüzyon
Lymphocytic Pleural Effusion Due to Crizotinib Usage
Pınar Akın Kabalak, Ülkü Yılmaz, Suna Kavurgacı, Derya Kızılgöz, Tuba İnal Cengiz, Şebnem Yaman
doi: 10.5505/respircase.2025.02703  Sayfalar 60 - 62
Anaplastik Lenfoma Kinaz (ALK) geni pozitif akciğer adenokarsinomu olan 41 yaşındaki bir kadın hasta, crizotinib tedavisinin dördüncü ayında nefes darlığı yakınması ile başvurdu. Radyolojik olarak bilateral hafif plevral efüzyonu olan hastada, kapsamlı radyolojik ve laboratuvar incelemelerinin ardından enfeksiyon, romatolojik hastalıklar, maligniteler gibi diğer yaygın nedenler dışlandı. Krizotinib ilacı kesildikten sonra semptomları ve plevral efüzyonunun gerilediği hatta steroid ile bu sürecin hızlandığı izlendi. Bu nedenle, bir tirozin kinaz inhibitörü olan krizotinib ile ilişkili alışılmadık bir lenfositik plevral efüzyon olgusunu sunmayı amaçladık.

7. 
Soliter Fibröz Tümörler: 5 Olgunun Analizi ve Literatür İncelemesi
Solitary Fibrous Tumors: Analysis of 5 Cases and Literature Review
Rajae Amiali, Khair Allah Said, Mariem Karhate Andaloussi, Lamiyae Senhaji, Mounia Serraj, Elbiaze Mohammed, Badreeddine Alami, Smahi Mohamed, Mohamed Chakib Benjelloun, Bouchra Amara
doi: 10.5505/respircase.2025.56667  Sayfalar 63 - 69
Soliter fibröz tümör (SFT), CD34+ dendritik stromal hücrelerden türetilen nadir bir mezenkimal neoplazmdır ve öncelikli olarak plevrada bulunur, ancak akciğer ve periton gibi diğer bölgelerde de görülür. Plevral tümörlerin yaklaşık %5'ini oluşturur. Öksürük ve dispne gibi solunum semptomları tümörün genellikle komşu dokulara basısından kaynaklanır. Tercih edilen tedavi cerrahidir ve tümörün tamamen çıkarılmasını içerir ve genellikle kapsamlı rezeksiyonlar gerektirir. Prognoz genellikle benign formlar için iyidir, ancak özellikle daha agresif olgularda tekrarlama riski nedeniyle postoperatif takip çok önemlidir; teknik olarak mümkünse lokal tekrarlama durumunda da cerrahi düşünülmelidir. Bu çalışma, SFT tanısı konulan beş hastanın klinik sunumunu, patolojik bulgularını ve sonuçlarını analiz etmeyi ve erken tanı ve etkili tedavinin önemini vurgulamayı amaçlamaktadır.

8. 
Yoğun Bakım Ünitesinde Oral Nozokomiyal Miyazis: Olgu Sunumu
Oral Nosocomial Myiasis in an Intensive Care Unit: A Case Report
Ayşe Çapar, Derya Özyiğitoğlu, Şeyma Başlılar
doi: 10.5505/respircase.2025.09735  Sayfalar 70 - 72
Miyazis genellikle sinek larvalarının neden olduğu bir hayvan hastalığı olarak bilinir, ancak insanlarda da enfeksiyonlara neden olabilir. Bakteriler ve virüsler yoğun bakım ünitelerinde en sık görülen nozokomiyal patojenlerdir. Ancak nozokomiyal paraziter enfeksiyonlar için uyanık olmak önemlidir. Bu çalışmada, aspirasyon pnömonisi nedeniyle entübe edilen 96 yaşındaki Alzheimer hastasında oral miyazis olgusu sunulmuştur. Amaç, özellikle hastane kaynaklı miyaziste hastalığın spesifik klinik özelliklerini ortaya koymak ve hekimler arasında nozokomiyal parazit enfeksiyonları hakkında şüphe uyandırmaktır. Çünkü parazit enfeksiyonları önlenebilir ve tedavi edilebilir hastalıklardır.

9. 
Multidisipliner Yaklaşım Gerektiren Bir Olgu: Birt-Hogg-Dube Sendromu
A Case Requiring a Multidisciplinary Approach: Birt-Hogg-Dube Syndrome
Hatice Arzu Uçar, Onur Yazıcı, Şule Taş Gülen, Aydan Yazıcı
doi: 10.5505/respircase.2025.00236  Sayfalar 73 - 76
Birt-Hogg-Dube Sendromu (BHDS); baş ve boyun bölgesi hamartomları, pulmoner kistler veya spontan pnömotoraks ile karakterizedir. Otozomal dominant geçiş gösteren nadir bir hastalıktır. Follikülin (FLCN) gen mutasyonu mevcuttur. Bizim olgumuz 53 yaşında erkek hasta efor dispnesi ile başvurdu. Görüntülemesinde sağ akciğerde pnömotoraks ve bilgisayarlı tomografide multipl kistik lezyonlar görüldü. İki yıl sonra, hasta sol göğüs ağrısı ile başvurdu. Sol akciğerde pnömotoraks görüldü. Hastada omuz, çene ve alın bölgesinde 2-3 mm papül saptandı. Lezyonların patolojisi trichodiscoma olarak sonuçlandı. Büllöz akciğer, trichodiscoma ve pozitif FLCN gen dizilimi olan hastaya BHDS tanısı konuldu. Bu olgu, tekrarlayan pnömotoraks ve belirgin kutanöz bulgularla gelen hastalarda nadir kistik akciğer hastalıklarının ayırıcı tanısında BDHS’nin düşünülmesinin gerekliliğini vurgulamak için paylaşıldı.

LookUs & Online Makale